Boşanma davası, Türk hukukunda işçilik, ticaret veya kira uyuşmazlıklarının önemli bir kısmının aksine, arabulucuya başvurulmadan doğrudan aile mahkemesinde açılır; aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar için dava şartı arabuluculuk düzenlemesi bulunmamaktadır. Buna karşılık 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarını arabuluculuğa açık tutar ve bu kapsam, evlilik birliğinin sona ermesiyle bağlantılı bazı mali taleplere de uygulanır. Kanun aynı zamanda net bir sınır çizer: aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar, konusu ne olursa olsun arabuluculuğa elverişli sayılmaz.
Bu yazı; hangi aile hukuku uyuşmazlıklarının arabuluculuğa elverişli kabul edildiğini, sürecin başvurudan anlaşma belgesine nasıl işlediğini, çocuğun ihtiyaçlarının sürece nasıl yansıtıldığını, mali müzakerenin ve güç dengesinin nasıl gözetildiğini ve 2026 ücret rejimini sırasıyla ele alır; sonunda ATAM İstanbul'un bu alandaki ihtiyari sürecini açıklar. Arabuluculuğun genel işleyişi için arabuluculuk rehberi ayrıca okunabilir.
Türkiye'de Aile Uyuşmazlıklarında Arabuluculuğun Yasal Çerçevesi
Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuk, iş, ticaret veya kira uyuşmazlıklarının önemli bir kısmından farklı olarak dava şartı değildir; taraflar aile mahkemesine doğrudan başvurabilir. Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen, boşanmada arabuluculuğun zorunlu hâle geleceğine dair değerlendirmeler şu ana kadar bir düzenlemeye dönüşmemiştir; 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanunla (12. Yargı Paketi) yapılan değişiklikler arasında aile hukuku uyuşmazlıklarını arabuluculuk kapsamına alan bir hüküm yer almamaktadır. Hâlihazırda yürürlükte olan çerçeve, tarafların kendi iradeleriyle başvurduğu ihtiyari arabuluculuktur.
6325 sayılı Kanun'un kapsamını belirleyen 1. maddesinin ikinci fıkrası, arabuluculuğu yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarıyla sınırlar ve aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkları bu kapsamın dışında tutar:
Adalet Bakanlığı'nın arabuluculuk eğitiminde de vurgulandığı üzere, boşanmanın kendisi, velayet, soybağı ve nüfus kaydına ilişkin işlemler gibi hâkimin resen inceleme yetkisine bağlı veya kamu düzenini ilgilendiren konular arabuluculuğa elverişli değildir. Buna karşılık evlilik birliğinin sona ermesine bağlı mali sonuçların önemli bir kısmı, tarafların serbestçe anlaşabileceği alacak ve mülkiyet ilişkileridir. Aşağıdaki tablo bu ayrımı özetler.
| Konu | Arabuluculuğa elverişlilik | Açıklama |
|---|---|---|
| Boşanmanın kendisi | Elverişli değil | Evliliğin sona erdirilmesine yalnızca aile mahkemesi karar verebilir. |
| Velayet | Elverişli değil | Çocuğun üstün yararı gözetilerek hâkim tarafından belirlenir. |
| Soybağı ve nüfus kaydına ilişkin işlemler | Elverişli değil | Kamu düzenine ilişkindir, tarafların tasarrufuna kapalıdır. |
| Mal rejiminin tasfiyesi ve mal paylaşımı | Elverişli | Edinilmiş mallara katılma gibi mülkiyet ve alacak ilişkileri serbestçe tasarruf edilebilir. |
| Boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat | Elverişli | Tazminat miktarı, tarafların üzerinde anlaşabileceği bir alacak talebidir. |
| Ziynet, çeyiz ve katkı payı alacakları | Elverişli | Miktar ve ispata dayalı alacak talepleridir. |
| Çocukla kişisel ilişki ve iştirak nafakası | Hâkim onayına tabi | Taraflar bir öneri üzerinde uzlaşabilir; bağlayıcı hüküm ancak hâkim kararıyla doğar. |
| Aile içi şiddet iddiası içeren her uyuşmazlık | Elverişli değil | Konu ne olursa olsun HUAK m. 1/2 gereğince arabuluculuk dışıdır. |
Bu ayrım tek bir başvuruda birden fazla talep bulunduğunda özellikle önem kazanır: taraflar hem mal paylaşımını hem de velayeti aynı süreçte konuşmak istese bile, arabulucu yalnızca elverişli olan kalemler üzerinde anlaşma belgesi düzenleyebilir. Elverişlilik değerlendirmesi bu nedenle başvurunun kabulünden önce, uyuşmazlığın tüm kalemleri tek tek gözden geçirilerek yapılır.
Sürecin ihtiyari niteliği, aile hukuku uyuşmazlıklarında ayrı bir önem taşır: HUAK m. 3/1 uyarınca taraflar arabulucuya başvurmak, süreci sürdürmek, sonuçlandırmak veya süreçten vazgeçmek konusunda serbesttir. Bir taraf, gerekçe göstermeksizin herhangi bir aşamada süreçten çekilebilir; bu hak, özellikle duygusal açıdan zorlayıcı olabilen aile uyuşmazlıklarında tarafların güvenliğini ve iradesini korur.
Mali ve Tasarruf Edilebilir Konularda Elverişlilik
Evlilik birliği sona ererken ortaya çıkan mali sonuçların büyük kısmı, tarafların üzerinde serbestçe anlaşabileceği alacak ve mülkiyet ilişkileridir. Türk Medeni Kanunu'ndaki yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi bunların başında gelir: taraflar, evlilik süresince edinilen malların değerini, katkı payı alacaklarını ve artık değer üzerindeki katılma alacağını arabuluculukta müzakere edip anlaşma belgesine bağlayabilir. Rejim seçimine göre mal ayrılığı veya paylaşmalı mallara katılma gibi farklı tasfiye hesapları da aynı şekilde müzakere konusu olabilir.
Türk Medeni Kanunu, edinilmiş mallara katılma rejiminin yanı sıra mal ayrılığı, paylaşmalı mallara katılma ve mal ortaklığı rejimlerini de tanır; taraflar evlilik sırasında sözleşmeyle farklı bir rejim seçmişse tasfiye hesabı seçilen rejime göre yapılır. Hangi rejimin uygulandığı, arabuluculuk öncesinde nüfus müdürlüğü veya noterlik kayıtlarından teyit edilmelidir.
Boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat talepleri de tasarruf edilebilir niteliktedir; taraflar tazminatın miktarı, ödeme takvimi ve varsa taksitlendirme üzerinde anlaşabilir. Aynı şekilde ortak konutun kime bırakılacağı veya satılacağı, ortak kredi ve diğer borçların hangi tarafça ne ölçüde üstlenileceği de mali nitelikli, tasarrufa açık konulardır.
Ziynet eşyası ve çeyiz eşyası alacakları, evlilik sırasında yapılan katkıların iadesi talepleri ve düğünde takılan ziynetlerin kime ait olduğu gibi uygulamada sık görülen uyuşmazlıklar da arabuluculuğa elverişlidir; bu tür alacaklar genellikle miktar ve ispat tartışmasına dayanır, dolayısıyla tarafların doğrudan müzakeresine uygundur.
Anlaşmalı boşanma protokolüne hazırlık
Taraflar anlaşmalı boşanmaya karar vermişse, boşanmanın malî sonuçları üzerinde arabuluculukta önceden mutabakata varmak, mahkemeye sunulacak protokolün hazırlığını hızlandırır. Ancak bu mutabakatın kendisi boşanma kararı yerine geçmez: Türk Medeni Kanunu m. 166/3 uyarınca hâkim, tarafların anlaşmasını uygun bulmazsa değişiklik önerebilir ve anlaşmalı boşanmaya ancak bu öneri de kabul edildiğinde hükmedebilir. Arabuluculukta varılan mutabakat, mahkeme önündeki bu son aşamayı ortadan kaldırmaz; sürecin hazırlık aşamasını kısaltır.
Anlaşmalı boşanma yoluna gidilebilmesi için ayrıca evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi aranır (TMK m. 166/3); arabuluculuktaki mali mutabakat bu şartların yerine geçmez, yalnızca mahkemeye sunulacak protokolün içeriğine hazırlık sağlar.
Sürecin İşleyişi: Başvurudan Anlaşma Belgesine
İhtiyari aile arabuluculuğunda süreç, taraflardan birinin ya da her ikisinin ortak başvurusuyla başlar ve dava şartı süreçlerinde olduğu gibi haftalarla sınırlı bir azami süreye tabi değildir; takvim taraflarla birlikte belirlenir. Aşağıdaki adımlar, başvurudan anlaşma belgesine kadar sürecin genel akışını gösterir.

- 1
Başvuru
Taraflardan biri veya birlikte, ihtiyari arabuluculuk başvurusunu yazılı ya da çevrimiçi olarak yapar; başvuruda uyuşmazlığın konusu ve tarafların iletişim bilgileri belirtilir.
- 2
Arabulucu seçimi
Taraflar sicile kayıtlı bir arabulucu üzerinde anlaşır veya kurumun önerdiği, aile hukukunda deneyimli bir arabulucuyu kabul eder; arabulucunun tarafsızlığı ve bağımsızlığı bu aşamada teyit edilir.
- 3
Ön değerlendirme ve güvenlik taraması
Arabulucu, ilk görüşmede uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olup olmadığını, aile içi şiddet veya güç dengesizliği emaresi bulunup bulunmadığını değerlendirir; şiddet iddiası varsa süreç başlatılmaz.
- 4
Toplantılar
Taraflar, aksi kararlaştırılmadıkça birlikte toplantılara katılır; gerektiğinde ayrı oturumlar (caucus) yapılabilir. Toplantılar fiziki, çevrimiçi veya hibrit yürütülebilir.
- 5
Anlaşma belgesi
Uzlaşılan hususlar, hangi tarafın hangi yükümlülüğü üstlendiği açıkça yazılarak anlaşma belgesine geçirilir; belge taraflar, varsa avukatları ve arabulucu tarafından imzalanır.
- 6
İcra edilebilirlik şerhi
Taraflar isterse anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi aldırır; aile hukukuna ilişkin elverişli uyuşmazlıklarda bu inceleme duruşmalı yapılır ve içeriğin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığıyla sınırlıdır.
Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi aldırılması isteğe bağlıdır; taraflar ve avukatları belgeyi birlikte imzalarsa şerh aranmaksızın ilam niteliği kazanılabilir (HUAK m. 18/4). Şerh talep edilirse, arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme dosya üzerinden değil, duruşmalı yapılır:
Bu incelemenin kapsamı da sınırlıdır: mahkeme anlaşmanın esasını yeniden değerlendirmez, yalnızca içeriğin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığına bakar. Belgenin yazım kurallarına ilişkin ayrıntılar anlaşma belgesi ve icra edilebilirlik şerhi yazısında ele alınmıştır.
Gizlilik ve ayrı görüşme imkânı
Arabulucu, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, faaliyeti çerçevesinde edindiği bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür; taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler de bu gizliliğe uymak zorundadır (HUAK m. 4). Arabuluculuk daveti, tarafların ileri sürdüğü görüş ve teklifler, bir vakıanın kabulü ve yalnızca arabuluculuk için hazırlanan belgeler, sonradan açılacak bir davada veya tahkimde delil olarak ileri sürülemez ve bunlar hakkında tanıklık yapılamaz (HUAK m. 5). Bu güvence, müzakere sırasında dile getirilen bir teklifin daha sonra aleyhe kullanılmasını önler.
Bu sınırlamalar mutlak değildir: bir kanun hükmünün emretmesi veya varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde, gizli bilgiler açıklanabilir (HUAK m. 5/3). Aile hukukunda bu istisna, örneğin anlaşma belgesinin icra edilebilirlik şerhi için mahkemeye sunulmasını mümkün kılar. Ayrıca HUAK m. 8 uyarınca arabulucu, tarafların her biriyle ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir; ayrı oturum (caucus) bu nedenle Türk hukukunda yasal dayanağı bulunan bir yöntemdir ve bir tarafın diğerinin yanında rahatça dile getiremediği mali bir endişeyi paylaşabilmesi için sıkça kullanılır.
Aile Arabuluculuğunun İlkeleri ve Aşamalı Model
Türk arabuluculuk mevzuatı, toplantıların hangi aşamalardan geçeceğine dair ayrıntılı bir yöntem öngörmez; arabulucu, HUAK'ın gönüllülük, eşitlik ve gizlilik ilkeleri çerçevesinde yöntemini serbestçe belirler. Uluslararası uygulamada, özellikle İngiltere ve Galler'de gelişen aile arabuluculuğu pratiğinde, sürecin aşamalara ayrıldığı bir çalışma modeli yaygın olarak kullanılır; bu model Türk hukukunda bağlayıcı olmamakla birlikte, sürecin nasıl yapılandırılabileceğine dair yol gösterici bir çerçeve sunar.
- Arabuluculuğun açıklanması ve uygunluğun değerlendirilmesi
- Gönüllü ve bilgilendirilmiş rızanın alınması
- Sorunların ve ihtiyaçların açıklığa kavuşturulması
- Önceliklendirme ve planlama
- Çocuğun ve ailenin ihtiyaçlarına odaklanılması
- Mali ve kişisel bilgilerin toplanması ve paylaşılması
- Seçeneklerin araştırılması
- Çocuklara ilişkin dolaylı veya doğrudan danışma
- Tercih edilen seçeneklerin gerçekçilik açısından sınanması
- Olası anlaşma şartlarının belirlenmesi
- Yazılı özetin hazırlanması
- Sürecin dikkatle sonuçlandırılması
Bu aşamalar katı bir sıra izlemek zorunda değildir; taraflardan biri ilerlemeye tereddütlüyse önceki bir aşamaya dönülebilir. Herhangi bir anlaşmaya varılmadan sona eren bir görüşme de sonuçsuz sayılmaz: konular büyük ölçüde açıklığa kavuşmuş ve farklılıklar daralmış olabilir; bu da uyuşmazlığın daha sonra mahkeme önünde daha hızlı çözülmesine katkı sağlayabilir.
Çocuk Odaklı Yaklaşım ve Hukuki Sınır
Arabuluculukta çocuk, sürecin tarafı değildir; görüşmelere katılmaz ve kendisi adına bir beyanda bulunmaz. Buna rağmen aile arabuluculuğunun odağında sıklıkla çocuğun günlük yaşamına ilişkin düzenlemeler yer alır. Bu noktada hukuki sınırın net biçimde bilinmesi gerekir:
Sınır böyle çizilmekle birlikte, ebeveynlerin arabuluculukta vardığı uzlaşı mahkemeye sunulacak öneriyi biçimlendirir ve çocuğun günlük düzeninde süreklilik sağlar. Uluslararası aile arabuluculuğu pratiğinde, çocukların ayrılığa yaş grubuna göre farklı tepkiler verdiği gözlemlenmiştir; bu gözlemler Türk hukukunda bağlayıcı bir kural oluşturmasa da ebeveynlerin düzenleme yaparken gözetebileceği pratik bilgiler sunar.
- Okul öncesi (2-5 yaş): değişikliğin nedenini kavrayamama, ebeveynlerin yeniden bir araya geleceğine dair beklenti, kaygı ve gerileme davranışları (uyku ve beslenme düzeninde bozulma gibi) görülebilir.
- İlkokul çağı (5-7 yaş): yoğun üzüntü, yanında olmayan ebeveyni özleme, terk edilme korkusu ve sadakat çatışması sık görülür.
- Ortaokul çağı (8-12 yaş): ayrılığın farkında olma, taraf tutma eğilimi, öfke, okul performansında düşüş ve psikosomatik yakınmalar (baş ağrısı, uyku bozukluğu) ortaya çıkabilir.
- Ergenlik (13-18 yaş): sorumluluk artışı, ebeveynlerin yeni ilişkilerine karşı rahatsızlık, mali kaygılar ve içe kapanma görülebilir.
Çocuk gelişimi alanındaki gözlemler, ebeveyn ayrılığına uyum sürecinde çocukların üstlenmesi gereken bazı psikolojik görevlere de işaret eder:
- Ebeveynlerin ilişkisinde bir kopma olduğunu kabul etmek.
- Ebeveynlerin çatışmalarından uzaklaşıp kendi günlük faaliyetlerine dönmek.
- Ayrılığın etkisiyle baş etmek.
- Öfke ve kendini suçlama duygularını çözümlemek.
- Ayrılığın kalıcı olduğunu kabul etmek.
- İleride kurulacak güvene dayalı ilişkiler konusunda gerçekçi bir beklenti geliştirmek.
Yaş grubu ne olursa olsun çocukların ortak ihtiyaçları büyük ölçüde örtüşür:
- Yaşına uygun bir açıklamayla neler olduğunu anlamak ve sevilmeye devam edeceğine dair güvence almak.
- Her iki ebeveynle bağını sürdürmek ve ayrılıktan sorumlu olmadığına dair güvence almak.
- Mümkün olduğunca okulunu, çevresini ve günlük düzenini korumak.
- Ebeveynlerinin kararlarına dahil edilmeden, düşünülmüş düzenlemelere kavuşmak.
- Yaşam standardında ani bir düşüş yaşamamak için mali açıdan desteklenmek.
- Kendi ilgi alanlarını ve arkadaşlıklarını sürdürebilecek zamana sahip olmak.
Bu gözlemler, Adalet Bakanlığı'nın Türkçe yayımladığı aile arabuluculuğu uygulama kitabından derlenmiştir ve İngiltere-Galler pratiğine dayanır; Türk hukukunda karşılığı olan tek güvence, velayet ve kişisel ilişkiye dair nihai kararın çocuğun yararını gözeten hâkim tarafından verilmesidir.
Mali Müzakere: Mal Beyanı ve Uzman Desteği
Mali konularda uzlaşının sağlıklı olması, tarafların mal varlığı ve borçları hakkında tam ve karşılıklı bilgiye sahip olmasına bağlıdır. Arabulucu, ilk görüşmede taraflardan tam bir mali beyanda bulunmalarını ve bu beyanı destekleyen belgeleri sunmalarını ister; bir tarafın diğerinin formunu doldurması veya bilgi sağlamaması, müzakerenin dengesini bozar.
Belge listesi
Uygulamada sık istenen belgeler şunlardır:
- Tapu ve taşınmaz kayıtları: varsa değerleme raporlarıyla birlikte.
- Banka hesap dökümleri ve kredi/borç belgeleri: güncel bakiyeler dahil.
- Gelir belgeleri: bordro, vergi beyannamesi veya serbest meslek kazanç belgesi.
- Sigorta ve emeklilik bilgileri: karmaşık durumlarda profesyonel değerleme gerekebilir.
- Ziynet ve değerli eşya listesi: mümkünse fotoğraf veya fatura ile desteklenmiş.
- Aylık harcama dökümü: mevcut ve öngörülen giderler.
Bilgilerin görünür kılınması
Uygulamada bazı arabulucular, toplanan rakamları bir yazı panosunda veya ortak bir ekranda görünür kılarak ilerler; böylece taraflar aynı anda aynı verilere bakar, farklılıklar ve hesap hataları daha hızlı fark edilir. Bu teknik Türk hukukunda ayrıca düzenlenmiş değildir, arabulucunun yöntem serbestisi kapsamındadır; kullanılacaksa notların gizli tutulması ve yalnızca ilgili toplantı için geçerli olduğunun taraflara hatırlatılması önerilir.
Uzman desteği
Emeklilik hakları veya bir işletmedeki pay gibi değerlemesi karmaşık varlıklarda, taraflar daha önce hiçbirinin adına çalışmamış tek bir ortak uzman görevlendirmeyi değerlendirebilir; bu, ayrı ayrı uzman raporu almanın getirdiği maliyeti azaltır. Arabulucu bu süreçte yönlendirici değil, bilgi akışını düzenleyen bir konumdadır.
Toplanan mali bilgiler arabuluculuk içinde gizli tutulur; ancak taraflar bir uzlaşıya vardığında, bu uzlaşının mahkemeye sunulması gerekiyorsa (örneğin anlaşmalı boşanma protokolü kapsamında) ortaya konan mali özetin hâkimin inceleyebileceği açıklıkta olması beklenir. Uygulamada bu ayrım, gizli müzakere notları ile tarafların üzerinde mutabık kaldığı rakamları içeren ayrı bir özetin tutulmasıyla sağlanır; ikinci belge taraflarca ve arabulucu tarafından paylaşılabilir, ilki paylaşılmaz.
Güç Dengesizliği ve Güvenlik Değerlendirmesi
HUAK m. 3/2 uyarınca taraflar arabuluculuk sürecinde eşit haklara sahiptir; ancak hukuki eşitlik, aile ilişkilerinde sık görülen fiilî güç dengesizliklerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Arabulucunun bu dengesizlikleri tanıması ve yönetmesi, sürecin adil işlemesi için gereklidir. Uygulamada sık karşılaşılan dengesizlik türleri şunlardır:
- Bilgi ve mali kontrol farkı: mali bilgiye tek taraflı hâkimiyet, müzakerede dezavantaj yaratabilir; arabulucu bilgi paylaşımını teşvik eder.
- Ayrılma kararını başlatan ve başlatmayan taraf arasındaki fark: kararı alan taraf genellikle sürece psikolojik olarak daha hazırlıklıdır.
- Duygusal baskı: suçluluk veya kaygı üzerinden yapılan baskı, düşünülmeden verilen tekliflere yol açabilir; arabulucu tarafları düşünme süresi almaya yönlendirir.
- Sözlü baskı ve susturma: bir tarafın diğerinin konuşmasını engellemesi hâlinde arabulucu her iki tarafın da eşit ölçüde katılımını gözetir.
- Hukuki temsile erişim farkı: yalnızca bir tarafın avukatla görüşmüş olması, bilgi ve pazarlık dengesini etkileyebilir.
- Çocuğun bir ebeveynle ittifak kurması: çocuğun taraf tutması, ebeveynlerden birinin müzakeredeki konumunu güçlendirebilir; arabulucu bu etkiyi görünür kılar.
- Kişilik ve özgüven farkı: daha atılgan bir taraf, sessiz kalan tarafın ihtiyaçlarını gölgede bırakabilir; arabulucu her iki tarafın da eşit söz hakkına sahip olmasını gözetir.
- Yeni bir birliktelik veya geniş aile desteği: taraflardan birinin yeni bir ilişkisi ya da ailesinden aldığı destek, müzakere gücünü etkileyebilir.
Bu dengesizliklerin en ağır biçimi aile içi şiddettir. HUAK m. 1/2 gereğince aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar, konusu ne olursa olsun arabuluculuğa elverişli sayılmaz. ATAM İstanbul'da ön görüşme sırasında böyle bir iddia ile karşılaşılması hâlinde başvuru elverişsizlik nedeniyle kabul edilmez ve taraf, durumuna uygun başka bir hukuki veya destek mekanizmasına yönlendirilir.
Güvenlik önlemleri (yöntem)
Aile içi şiddet iddiası bulunmayan ancak gerginlik taşıyan dosyalarda, İngiltere ve Galler'de gelişen uygulama aşağıdaki önlemleri önerir; bu önlemlerin Türk hukukunda ayrı bir düzenlemesi yoktur, arabulucunun genel özen yükümlülüğü kapsamında değerlendirilir:
- Ayrı bekleme alanları ve farklı geliş-gidiş saatleri düzenlenmesi.
- Gerektiğinde ayrı oturumlarla (caucus) görüşme yapılması.
- Süreç boyunca her iki tarafın da baskı altında olmadığının sürekli kontrol edilmesi.
- Bir tarafın iletişim bilgilerinin gizli tutulması gereken hâllerde bu bilginin korunması.
- Arabulucunun, gerekli görürse süreci HUAK m. 17/1-b uyarınca sona erdirebilmesi.
Arabulucu, taraflardan birinin baskı altında olduğunu veya süreçten gönüllü olarak yararlanamadığını tespit ederse, HUAK m. 17/1-b uyarınca daha fazla çaba göstermenin gereksiz olduğuna karar verip süreci sona erdirebilir; bu yetki, sürecin gönüllülük ilkesinin doğal bir sonucudur. Bu tür bir sonlandırma, tarafların uzlaşma çabasında yetersiz kaldığı anlamına gelmez; arabulucunun, koşullar elverişli hâle gelmeden müzakereyi zorlamamayı tercih ettiği anlamına gelir.
2026 Ücreti ve ATAM İstanbul'da İzlenecek Yol
Dava şartı arabuluculuk süreçleri adliye arabuluculuk büroları eliyle yürütülür; ATAM İstanbul bu görevlendirmenin yerine geçmez. Bağımsız bir tahkim ve arabuluculuk merkezi olarak ATAM İstanbul, aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda yalnızca ihtiyari süreç yürütür ve elverişlilik değerlendirmesini süreç başlamadan önce yapar.
2026 ücret rejimi
2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi'nin birinci kısmına göre aile hukuku uyuşmazlıklarında saatlik ücret, iki taraflı görüşmede 1.000 TL, üç ila beş kişinin katıldığı görüşmede 2.200 TL'dir. Anlaşma sağlanması hâlinde ücret, tutara bakılmaksızın 9.000 TL'nin altında olamaz (Tarife m. 7/7).
ATAM İstanbul'da süreç
Fesih tarihine bağlı kısa sürelerin işlediği iş uyuşmazlıklarının aksine, aile hukukunda ihtiyari sürece başlamak için bir süre sınırı yoktur; ancak dosyanın arabuluculuğa elverişli olup olmadığının erken aşamada değerlendirilmesi taraflar için zaman kazandırır. Randevu sayfasından talep edilecek 30 dakikalık ücretsiz ön görüşmede bu değerlendirme yapılır; hukuki temsil ihtiyacı olan taraflar çözüm ortağı avukatlara yönlendirilebilir. Elverişli görülen uyuşmazlıklarda başvuru çevrimiçi sihirbaz üzerinden oluşturulur.
İhtiyari başvuruda ATAM İstanbul Arabuluculuk Kuralları m. 4/4 uyarınca aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda 5.000 TL ücret avansı yatırılır; avans yalnız arabulucu ücretine ilişkindir, süreç sonunda hesaplanan ücrete mahsup edilir ve iade edilmez. Toplantılar m. 11 uyarınca fiziki, çevrimiçi veya hibrit olarak planlanabilir; süreç m. 12'de sayılan hâllerden biriyle sona erer. Bu hâller HUAK m. 17/1 ile uyumludur: tarafların anlaşması, arabulucunun daha fazla çaba göstermenin gereksiz olduğunu tespiti, taraflardan birinin çekildiğini bildirmesi, ölüm veya iflas hâli ve elverişsizliğin sonradan ortaya çıkmasıdır. Kuralların tam metni ATAM İstanbul Arabuluculuk Kuralları sayfasındadır.
Ön Görüşme Öncesi Kontrol Listesi
Aile hukuku uyuşmazlığında arabuluculuğa başvurmadan önce yapılacak hazırlık, sürecin hızını ve niteliğini doğrudan etkiler. Aşağıdaki liste, ön görüşme öncesinde gözden geçirilmesi gereken hususları bir arada sunar; genel hazırlık için arabuluculuğa hazırlık rehberi ayrıca yol gösterir.
- Uyuşmazlığın hangi kalemlerden oluştuğu (mal paylaşımı, tazminat, ortak borç, ziynet) net biçimde listelenmiştir.
- Aile içi şiddet veya güvenlik endişesi bulunup bulunmadığı dürüstçe değerlendirilmiştir.
- Varlıkların, borçların ve gelirin tam bir dökümü (tapu, banka hesabı, kredi, bordro) hazırlanmıştır.
- Ziynet ve çeyiz eşyalarının listesi ve varsa fotoğrafları saklanmıştır.
- Varsa küçük çocukların günlük düzeni, okulu ve ihtiyaçları hakkında bilgi hazır tutulmuştur.
- Velayet ve nafakanın hâkim kararıyla belirleneceği, arabuluculuğun bu konularda öneri niteliği taşıdığı anlaşılmıştır.
- Hukuki temsil ihtiyacı değerlendirilmiş, gerekiyorsa bir avukatla görüşülmüştür.
- Anlaşmalı boşanma düşünülüyorsa, mahkemeye sunulacak protokolün hangi kalemleri içereceği öngörülmüştür.
- Karmaşık mali konularda (emeklilik, işletme payı) uzman görüşüne ihtiyaç olup olmadığı değerlendirilmiştir.
- Ücret avansı ve toplantı biçimi (fiziki, çevrimiçi, hibrit) konusunda tercih netleştirilmiştir.
- Toplantılara kimlerin katılacağı (taraflar, avukatları, gerekiyorsa tercüman) önceden netleştirilmiştir.
Bu listedeki hususların çoğu, ön görüşmede arabulucuyla birlikte netleştirilebilir; hazırlığın eksik olması başvurunun önünde bir engel değildir. Önemli olan, sürecin hangi konularda yol alabileceğinin ve hangi konularda nihai kararın hâkimde kalacağının baştan bilinmesidir.

