Dava şartı arabuluculukta arabulucudan davet alan tarafın en sık sorduğu soru, toplantıya gitmezse veya davete hiç cevap vermezse ne olacağıdır. Kısa yanıt şudur: katılmamak uyuşmazlığın esasını etkilemez, kimse anlaşmaya zorlanamaz; ancak mazeretsiz olarak ilk toplantıya katılmayan taraf için mahkemede maddi bir sonuç doğar. Bu sonuç 14 Kasım 2024'ten önce ağırdı; 7531 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra yarı orana indirilmiş durumdadır.
Bu yazı; davetin nasıl yapıldığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-11'in eski ve yeni hâlini, yaptırımın hangi şartlarda uygulandığını, katılmama ile ulaşılamama arasındaki farkı, tüketici uyuşmazlıklarındaki istisnayı, toplantıya kimlerin katılabileceğini, ücret ve gider rejimini, uyuşmazlık türüne göre değişen süreleri ve ihtiyari arabuluculukta durumun nasıl farklılaştığını sırasıyla ele alır; sonunda davet alan taraf için bir kontrol listesi sunar. Dava şartı arabuluculuğun genel işleyişi için arabuluculuk rehberi ayrıca okunabilir.
Arabuluculuk Daveti ve Cevap Vermemenin Anlamı
Dava şartı arabuluculukta başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya uyuşmazlık konusunun ilişkili olduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır; büro dosyayı komisyon listesinden bir arabulucuya havale eder (6325 sayılı HUAK m. 18/A-5). Başvuran taraf kendisine ve elinde bulunuyorsa karşı tarafa ait iletişim bilgilerini büroya verir; büro bu bilgileri resmî kayıtlardan da araştırabilir (m. 18/A-6).
Görevlendirilen arabulucu, kendisine verilen iletişim bilgilerini esas alarak her türlü iletişim vasıtasıyla (telefon, kısa mesaj, e-posta, yazılı davet mektubu) tarafı bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder; taraf avukatla temsil ediliyor olsa bile asıl tarafı da ayrıca bilgilendirir ve bu işlemleri belgeye bağlar (m. 18/A-7). Kanun, davete cevap verilmesini süreç için bir ön koşul saymaz: arabulucu elindeki bilgilerle ilk toplantı tarihini kendi takdiriyle belirler ve süreç, karşı tarafın yanıtını beklemeden ilerler.
- 1
Başvuru ve görevlendirme
Büro, dosyayı komisyon listesinden bir arabulucuya havale eder; taraflar listede yer alan bir arabulucu üzerinde anlaşmışsa o arabulucu görevlendirilir.
- 2
Bilgilendirme ve davet
Arabulucu, elindeki iletişim bilgileriyle tarafı her türlü vasıtayla bilgilendirir, ilk toplantıya davet eder ve işlemi belgeye bağlar.
- 3
Cevap beklenmeden ilerleme
Davete yanıt verilmemesi süreci durdurmaz; arabulucu ilk toplantı tarihini kendi belirlediği takvimle taraflara bildirir.
- 4
İlk toplantı günü
Taraf bilgilendirildiği hâlde gelmezse durum 'katılmama', arabulucu tarafa hiçbir vasıtayla ulaşamamışsa 'ulaşılamama' olarak son tutanağa geçirilir.
Bu noktada iki farklı durum birbirine karıştırılmamalıdır: davete cevap vermemek başlı başına bir yaptırım doğurmaz; önemli olan arabulucunun tarafa fiilen ulaşıp ulaşamadığı ve ulaştıysa tarafın ilk toplantıya gelip gelmediğidir. Ayrıntı, aşağıdaki katılmama ile ulaşılamama farkı bölümünde ele alınmıştır. Büronun yetkisine itiraz da en geç ilk toplantıda ileri sürülebilir; itiraz konusu ayrı bir usul izler ve bu yazının kapsamı dışındadır.
18/A-11 Hükmü ve 2024 Anayasa Mahkemesi Kararı
Katılmama yaptırımının dayanağı 6325 sayılı HUAK m. 18/A-11'dir. Hüküm, 6/12/2018 tarihli 7155 sayılı Kanun'la dava şartı bölümü içine eklendiğinde şu şekildeydi: taraflardan biri geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmazsa, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın yargılama giderinin tamamını ödemekle yükümlüydü ve üstelik lehine vekâlet ücretine de hükmedilmezdi. Bu ağır sonuç, 14 Kasım 2024'e kadar altı yıl boyunca aynen uygulandı.

Anayasa Mahkemesi, 14.03.2024 tarihli ve E. 2023/160, K. 2024/77 sayılı kararıyla bu hükmün ikinci cümlesini iptal etti. Mahkemeye göre davada kısmen veya tamamen haklı çıkan bir tarafın, üstelik karşı tarafın yargılama giderinin tamamını ödemekle yükümlü tutulup lehine hiç vekâlet ücretine hükmedilmemesi, ilk toplantıya katılmama fiiliyle orantısız bir sonuçtu; düzenleme ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı için Anayasa'ya aykırı bulundu. İptal kararının doğurduğu boşluk, kanun koyucu tarafından 7531 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle dolduruldu.
| Dönem | Yargılama gideri | Vekâlet ücreti |
|---|---|---|
| 6/12/2018 – 13/11/2024 (7155 sayılı Kanun'un ilk metni) | Katılmayan taraf, karşı tarafın yargılama giderinin tamamını öderdi. | Katılmayan taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmezdi. |
| 14/11/2024'ten itibaren (7531 sayılı Kanun m. 25) | Katılmayan taraf, karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderinin yarısından sorumludur. | Katılmayan taraf lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. |
Bugün yürürlükte olan tek metin, 7531 sayılı Kanun'la değişen ikinci cümleyi içeren hükümdür; 2024 öncesindeki ağır sonuç artık hiçbir dosyaya uygulanmaz. Değişikliğin geriye etkili olup olmadığı sorusu uygulamada önemini yitirmiştir, çünkü hükmün maddi hukuk anlamında uygulanma anı arabuluculuk faaliyetinin ilk toplantıyla sona erdiği tarih değil, mahkemenin yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmettiği karar tarihidir; bu nedenle 14 Kasım 2024'ten sonra karar veren mahkemeler yeni oranı uygular.
Yaptırımın Şartları: Geçerli Mazeret, İlk Toplantı ve Yarısı Kuralı
18/A-11'in uygulanabilmesi için birlikte gerçekleşmesi gereken birkaç unsur vardır. Öncelikle katılmama, arabuluculuk faaliyetinin sona erme sebebi olmalıdır; yani süreç başka bir sebeple (anlaşma, anlaşamama) değil, doğrudan bu katılmama yüzünden kapanmış olmalıdır. İkinci unsur, katılınmayan toplantının ilk toplantı olmasıdır; hükmün lafzı yalnızca ilk toplantıya özgülenmiştir. Üçüncü ve en tartışmalı unsur, mazeretin geçerli olup olmadığıdır.
Yaptırımın iki kalemi ayrı ayrı işler. İlki, karşı tarafın davada ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderinin (bilirkişi ücreti, keşif gideri, tebligat masrafı, harç gibi kalemlerin toplamının) yarısıdır. İkincisi, karşı taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan vekâlet ücretinin yarısıdır. Kanun bu iki sonucu, davanın kim lehine sonuçlandığından bağımsız olarak öngörür: katılmayan taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile aynı sonuçla karşılaşır. Sonuncu fıkra ise karşılıklı bir denge kurar: taraflardan hiçbiri ilk toplantıya katılmaz ve süreç bu yüzden sona ererse, açılacak davada herkes kendi yargılama giderini üstlenir; tek taraflı yaptırım burada uygulanmaz.
Varsayımsal bir örnekle: 300.000 TL değerinde bir alacak uyuşmazlığında taraf B, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmamış ve dosya bu yüzden anlaşmazlıkla kapanmış olsun. Açılan davada mahkeme talebi kısmen kabul etse ve B kısmen haklı çıksa bile, B, A'nın yaptığı yargılama giderinin (örneğin toplam 10.000 TL ise) yarısından, yani 5.000 TL'sinden sorumlu tutulur; ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre A lehine hesaplanan vekâlet ücreti 40.000 TL ise, bunun yarısı olan 20.000 TL de A lehine hükmedilir. B'nin davada kısmen haklı çıkmış olması bu iki kalemi değiştirmez; kanun davanın sonucunu değil, ilk toplantıya katılıp katılmadığını esas alır.
Toplantı tarihinin ne zaman 'ilk toplantı' sayılacağı da uygulamada tartışılan bir noktadır. Taraf, henüz toplantı gerçekleşmeden arabulucuyla iletişime geçip makul bir gerekçeyle erteleme talep eder ve arabulucu bu talebi kabul ederse, hukuken ilk toplantı yeni belirlenen tarihte yapılmış sayılır; erteleme talebinde bulunan ve talebi kabul edilen taraf bu yüzden mazeretsiz katılmamış sayılmaz. Buna karşılık, hiçbir açıklama yapılmadan belirlenen tarihte hazır bulunulmaması, sonradan ileri sürülen bir erteleme talebiyle geriye dönük olarak mazur gösterilemez; erteleme, toplantı tarihinden ÖNCE ve arabulucunun bilgisi dâhilinde gerçekleşmelidir.
Katılmama, Ulaşılamama ve Anlaşamama Ayrımı
Arabuluculuk faaliyetinin ilk toplantıyla sona ermesi tek bir kalıba girmez; kanun dört ayrı hâli birbirinden ayırır ve bunlardan yalnız biri yaptırıma bağlanır (m. 18/A-10 ve 18/A-11). Bu ayrımı gözden kaçırmak, davetten habersiz kalmış bir tarafın haksız yere yargılama gideriyle karşılaşacağı yönünde yersiz bir kaygıya yol açabilir.
- Ulaşılamama: Arabulucu, elindeki iletişim bilgileriyle tarafa hiçbir vasıtayla ulaşamamışsa süreç bu sebeple sona erer. Taraf davetten haberdar edilemediği için burada bir kusurdan söz edilemez; 18/A-11 uygulanmaz.
- Görüşme yapılıp anlaşma veya anlaşamama: Taraflar ilk toplantıya gelmiş, müzakere yürütülmüş ve süreç anlaşma ya da anlaşamama ile sonuçlanmışsa, bir tarafın önerisinin kabul görmemesi veya sürecin sonuçsuz kalması başlı başına yaptırım doğurmaz. İradilik ilkesi (HUAK m. 3) gereği hiç kimse anlaşmaya zorlanamaz; 18/A-11 burada da uygulanmaz.
- Ulaşıldığı hâlde mazeretsiz katılmama: Taraf davetten usulüne uygun biçimde haberdar edilmiş, ancak geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya gelmemiştir. Yaptırım yalnızca bu üçüncü hâlde uygulanır.
Uygulamada ayrımın sınırında kalan durumlar da vardır: adrese tebligat yapılmış ancak tebliğ evrakının usulüne uygun olup olmadığı tartışmalıysa, ya da taraf davet edilmiş fakat toplantı saatinden kısa süre önce mazeretini bildirmişse, arabulucu durumu son tutanakta olduğu gibi kaydeder ve nihai değerlendirme, dava açıldığında mahkemeye kalır. Bu nedenle davet edilen tarafın, ulaşıldığını gösteren her belgeyi (arama kaydı, mesaj, e-posta, tebligat alındısı) sonradan ihtiyaç duyulabileceği düşüncesiyle saklaması önerilir.
Ayrımın pratik sonucu şudur: davete cevap vermemiş olmak, tek başına hiçbir zaman doğrudan yaptırım doğurmaz; belirleyici olan arabulucunun tarafa fiilen ulaşıp ulaşamadığı, ulaştıysa tarafın ilk toplantıya gelip gelmediğidir. Taraflara ulaşılamaması veya görüşme sonunda anlaşılamaması hâllerinde ilk iki saatlik arabulucu ücretinin Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanması da (m. 18/A-13) bu iki hâlin, mazeretsiz katılmamadan ayrı bir kefeye konduğunun bir başka göstergesidir; ayrıntı ücret ve giderler bölümündedir.
Tüketici Uyuşmazlıklarında İstisna
Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, tüketici hakem heyetinin görev alanına giren ve kanunda sayılan birkaç istisna dışında, dava şartıdır (6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A-1). Ancak kanun koyucu, tüketiciyi zayıf taraf kabul ederek 18/A-11'in genel yaptırım rejimini bu alanda özel olarak yumuşatmıştır.
Sonuç olarak, tüketici tarafı ilk toplantıya mazeretsiz katılmasa bile karşı tarafın yargılama giderinin veya vekâlet ücretinin yarısından sorumlu tutulmaz; bu koruma yalnızca tüketici lehinedir, satıcı veya sağlayıcı taraf için genel rejim aynen işlemeye devam eder. Ayrıca tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti zaten Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır ve iki saatlik tutarı aşamaz; dava tüketici lehine sonuçlanırsa bu ücret, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil edilerek bütçeye gelir kaydedilir (m. 73/A-4). İstisnanın kapsamı yalnızca tüketici mahkemesinin görev alanına giren ve tüketici hakem heyeti sınırının üzerinde kalan uyuşmazlıklarla sınırlıdır; heyetin görev alanına giren daha düşük değerli uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk zaten uygulanmaz.
Uyuşmazlığın tüketici işleminden mi yoksa örneğin ticari bir ilişkiden mi doğduğu, hangi rejimin uygulanacağını doğrudan belirler. Bankacılık, sigorta veya taşıma sözleşmesi gibi mutlak ticari işlerde taraflardan biri tüketici sıfatını taşıyorsa görevli mahkeme yine tüketici mahkemesidir ve istisna bu hâlde de tüketici taraf için geçerliliğini korur; karşı taraf tacir veya sağlayıcıysa genel yaptırım rejiminden yararlanamaz. Bu nedenle davet metninde uyuşmazlığın hangi kanuni dayanakla dava şartına tabi tutulduğunun belirtilmesi, tarafın hangi rejime tabi olduğunu baştan görmesini kolaylaştırır.
Toplantıya Kimler Katılabilir: Temsil ve Çevrimiçi Katılım
Katılım yükümlülüğünün kim tarafından yerine getirileceği, yaptırımdan kaçınmak isteyen taraf için pratik önemdedir. 6325 sayılı HUAK m. 15/6 uyarınca arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir; uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir. Bu genel hüküm, 18/A-20'nin tamamlayıcılık kuralı gereği dava şartı arabuluculukta da uygulanır.
Tüzel kişilerde katılım, temsile yetkili organ üyesi veya imza sirkülerinde yer alan kişi ile ya da yazılı bir yetki belgesiyle görevlendirilen çalışan aracılığıyla sağlanabilir; bazı özel kanunlar (örneğin 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/18) işveren adına yazılı yetkiyle katılan çalışanın son tutanağı da imzalayabileceğini açıkça düzenler. Kamu idareleri arabuluculuk müzakerelerinde, üst yönetici tarafından belirlenen iki üye ile hukuk birimi amiri veya onun belirleyeceği bir avukat ya da hukuk müşavirinden oluşan bir komisyonla temsil edilir (HUAK m. 15/8); komisyon süreç sonunda gerekçeli bir rapor düzenler.
Katılım ile anlaşma yetkisi aynı şey değildir: toplantıya bir avukatın genel vekâletnameyle katılması yeterli olsa da, tarafı bağlayan bir anlaşmaya varıp son tutanağı imzalamak için avukatın vekâletnamesinde sulh olma yetkisinin özel olarak yazılı olması gerekir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 74). Özel yetkisi bulunmayan bir vekille katılım, ilk toplantıya katılma yükümlülüğünü karşılar; ancak müzakerede bağlayıcı bir teklif kabul edilmesi gerekiyorsa yetkinin önceden netleştirilmesi gerekir.
Yetkisiz veya eksik yetkili bir temsilciyle toplantıya gelinmesi ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Arabulucu, temsil yetkisini gösteren belgeyi toplantı başında kontrol eder; yetki belgesi eksikse durumu son tutanağa not düşer. Bu hâlin 'katılmama' mı yoksa eksik ama gerçekleşmiş bir 'katılım' mı sayılacağı kanunda açıkça düzenlenmemiştir ve nihai değerlendirme, dava açıldığında somut olayın koşullarına göre mahkemeye kalır. Bu belirsizlik nedeniyle, tüzel kişi adına ya da vekil aracılığıyla katılacak tarafların yetki belgesini toplantıdan önce eksiksiz hazırlaması önerilir.
Toplantının nerede ve nasıl yapılacağı da katı bir kalıba bağlı değildir. Arabulucu, taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa uyuşmazlığın niteliğini ve hızlı çözüme uygun usulü göz önünde bulundurarak süreci yürütür (HUAK m. 15/3); bu takdir yetkisi, taraflar farklı yerlerde bulunduğunda görüşmenin çevrimiçi araçlarla ya da taraflarla ayrı ayrı görüşülerek yürütülmesine de imkân tanır. Toplantılar, aksi kararlaştırılmadıkça arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür (m. 18/A-17).
Ücret ve Yargılama Giderleri
Dava şartı arabuluculukta arabulucu taraflardan masraf isteyemez (2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m. 2/4). Sürecin sonucuna göre ücretin kim tarafından karşılanacağı değişir. Taraflara ulaşılamaması, katılmama nedeniyle görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren bir görüşme sonunda anlaşılamaması hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir; görüşme iki saati aşmışsa aşan kısım, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit karşılanır (HUAK m. 18/A-13). Bütçeden ödenen ve taraflarca karşılanan ücretin tamamı yargılama giderlerinden sayılır.
Anlaşma sağlanırsa ücret, Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit ödenir ve Birinci Kısımdaki iki saatlik ücretten az olamaz (m. 18/A-12). Arabuluculuk bürosunun yapması gereken zaruri giderler ise anlaşma hâlinde taraflarca, anlaşılamama hâlinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere önce Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır (m. 18/A-14).
2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin Birinci Kısmı, uyuşmazlık türüne göre farklı saatlik ücretler öngörür; bu tutarlar hem bütçeden ödenecek iki saatlik ücretin hem de anlaşma hâlindeki alt sınırın hesaplanmasında esas alınır.
| Uyuşmazlık türü | Saatlik ücret (TL) | İki saatlik ücret (TL) |
|---|---|---|
| İşçi-işveren uyuşmazlıkları | 1.130 | 2.260 |
| Ticari uyuşmazlıklar | 1.500 | 3.000 |
| Kira uyuşmazlıkları | 1.170 | 2.340 |
| Aile, tüketici ve diğer uyuşmazlıklar | 1.000 | 2.000 |
Bu tablo yalnızca ücretin hangi taraftan ne zaman tahsil edileceğini gösterir; 18/A-11 kapsamındaki yargılama gideri ve vekâlet ücreti yaptırımı ile karıştırılmamalıdır. İkisi ayrı kalemlerdir: arabulucuya ödenecek ücret süreç sonunda kim ne kadar öder sorusuna, 18/A-11 ise ilk toplantıya katılmayan tarafın davadaki maliyet paylaşımına cevap verir.
Uyuşmazlık Türlerine Göre Süreler
İlk toplantıya kaç gün içinde davet çıkarılacağı kanunda ayrıca belirtilmez; belirleyici olan arabulucunun başvuruyu sonuçlandırması gereken azami süredir. Genel kural, arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırmasıdır; bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir (HUAK m. 18/A-9). Ticari uyuşmazlıklarda bu genel kural uygulanmaz: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A-2, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya altı hafta, zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatma imkânı tanır.
| Uyuşmazlık türü | Arabuluculuğu sonuçlandırma süresi | Anlaşamama sonrası dava açma süresi |
|---|---|---|
| Genel dava şartı uyuşmazlıklar (kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, komşuluk ve benzeri — HUAK m. 18/A, 18/B) | 3 hafta (+1 hafta uzatılabilir) | Özel bir süre öngörülmemişse kalan zamanaşımı veya hak düşürücü süre, son tutanaktan itibaren işlemeye devam eder. |
| İşe iade (4857 sayılı İş Kanunu m. 20) | 3 hafta (+1 hafta uzatılabilir) | Son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılır. |
| Ticari uyuşmazlıklar (6102 sayılı TTK m. 5/A) | 6 hafta (+2 hafta uzatılabilir) | Özel bir süre öngörülmemişse kalan zamanaşımı süresi, son tutanaktan itibaren işlemeye devam eder. |
| Tüketici uyuşmazlıkları (6502 sayılı TKHK m. 73/A) | 3 hafta (+1 hafta uzatılabilir) | Özel bir süre öngörülmemişse kalan zamanaşımı süresi, son tutanaktan itibaren işlemeye devam eder. |
| İhtiyari arabuluculuk (dava şartı değildir) | Taraflarca belirlenir; kanuni bir azami süre yoktur. | Uygulanmaz; süreç dava açmanın önkoşulu değildir. |
Süreler hangi uyuşmazlık türünde olursa olsun aynı ilkeye bağlıdır: arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m. 18/A-15). Bu sayede süreci başlatan taraf, arabuluculuk devam ederken esas hakkını kaybetmez; ancak son tutanaktan sonra kalan süre -bir haftaysa bir hafta, bir aysa bir ay- olduğu gibi işlemeye devam eder. İş güvencesi kapsamındaki işe iade talebinde bu genel kurala ek olarak, son tutanaktan itibaren işleyen iki haftalık özel bir dava açma süresi vardır; ayrıntı işe iade arabuluculuk süreci yazısında ele alınmıştır.
İhtiyari Arabuluculukta Durum ve ATAM İstanbul'da Davet Süreci
18/A-11'deki yaptırım, yalnızca kanunun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı Beşinci Bölümüne özgüdür. İhtiyari arabuluculukta bu bölümün hiçbir hükmü uygulanmaz; taraflar HUAK m. 3 uyarınca arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttir. Bir tarafın ihtiyari arabuluculuk davetine cevap vermemesi veya toplantıya katılmaması hâlinde herhangi bir yargılama gideri ya da vekâlet ücreti sonucu doğmaz; tek sonuç, sürecin başlamaması veya devam etmemesidir.
Bu serbestlik, davet almaktan çekinen tarafı ayrıca güvenceye alır: taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği, uyuşmazlıkla ilgili sonradan açılacak bir davada veya başvurulacak bir tahkimde delil olarak ileri sürülemez ve bu konuda tanıklık yapılamaz (HUAK m. 5/1-a). Bir davete olumlu veya olumsuz yanıt vermek, ileride tarafın aleyhine yorumlanamaz.
Bağımsız bir tahkim ve arabuluculuk merkezi olarak ATAM İstanbul, dava şartı arabuluculuk sürecinin yerine geçmez; bu süreç adliye arabuluculuk büroları eliyle yürütülür. ATAM İstanbul'un rolü, tarafların kendi tercihiyle başvurduğu ihtiyari arabuluculuk ve Med-Arb sürecidir. Çevrimiçi başvuru sihirbazı ile oluşturulan dosyada sekreterya karşı tarafı davet eder; karşı taraf ATAM İstanbul Arabuluculuk Kuralları m. 5 uyarınca on beş gün içinde yanıt verebilir, yanıt vermemesi hâlinde süre bir kez daha on beş gün uzatılabilir. Cevap gelmezse süreç başlamaz; başvuran taraf dilerse dava şartı kapsamındaki resmî büro sürecine veya mahkeme yoluna yönelebilir.
Davet Alan Taraf İçin Kontrol Listesi
Arabuluculuk davetinin doğru okunması ve zamanında yanıtlanması, hem dava şartı hem ihtiyari süreçte gereksiz bir maliyetin veya fırsatın kaçırılmasını önler. Aşağıdaki liste, davet alan bir tarafın ilk toplantıya kadar gözden geçirmesi gereken noktaları özetler.
- Davetin hangi arabulucudan ve hangi büro dosyasından geldiği doğrulanmıştır; ilk toplantının tarihi, saati ve yeri (fiziki veya çevrimiçi) not edilmiştir.
- Toplantıya bizzat mı, kanuni temsilciyle mi yoksa avukatla mı katılınacağı önceden belirlenmiştir.
- Tüzel kişi taraf ise imza sirküleri veya yazılı yetki belgesi hazırlanmış, anlaşma yapma yetkisinin kapsamı netleştirilmiştir.
- Avukatla katılım söz konusuysa vekâletnamede sulh olma yetkisinin (HMK m. 74) yer alıp almadığı kontrol edilmiştir.
- Katılım mümkün değilse mazeret belgelenmiş ve arabulucuya toplantıdan önce bildirilmiştir.
- Uyuşmazlık tüketici işleminden doğuyorsa dosyanın tüketici hakem heyeti parasal sınırının altında mı üstünde mi kaldığı kontrol edilmiştir.
- Toplantıda ele alınacak talepler ve destekleyici belgeler önceden hazırlanmıştır.
- Son tutanağın bir örneği saklanmıştır; dava açılacaksa dilekçeye eklenmesi gerekecektir.
Bu kontrol listesi, hem dava şartı hem ihtiyari süreç için geçerlidir; tek fark, dava şartı sürecinde eksik bir adımın mahkemede maliyete dönüşebilmesi, ihtiyari süreçte ise sürecin başlamaması veya devam etmemesiyle sonuçlanmasıdır. Hazırlık sürecinin tamamı için arabuluculuğa hazırlık rehberi ayrıca yol göstericidir.

