Arabuluculuk toplantısının seyri, çoğu zaman toplantı odasına girilmeden önce şekillenir. Dosyanın ne ölçüde incelendiği, hedeflerin önceden netleştirilip netleştirilmediği, gerekli belgelerin hazırlanıp hazırlanmadığı ve toplantıya anlaşma yetkisine sahip doğru kişiyle gelinip gelinmediği, müzakerenin ilk saatinde belli olur. Dava şartı arabuluculukta süreç üç hafta gibi kısa bir zaman dilimine sığdığından (6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-9), hazırlıksız katılan taraf bu süreyi geri kazanamaz; ihtiyari arabuluculukta süre taraflarca serbestçe belirlense de toplantı genellikle tek bir günde tamamlandığından aynı hazırlık ihtiyacı geçerliliğini korur.
Bu rehber, taraflar ve avukatları için arabuluculuk toplantısına hazırlığın adımlarını ele alır: karar aşamasında ihtiyaç duyulan bilgiler, hedef belirleme, alternatiflerin (BATNA ve WATNA) değerlendirilmesi, belge ve yetki hazırlığı, pozisyon beyanı ve açılış konuşması, müzakere gününün akışı, çıkmaz anında izlenecek yol ve anlaşmanın yazımı. Yöntem karşılaştırmalı uygulamadan yararlanır; hukuki çerçeve ise 6325 sayılı Kanun, ilgili usul kanunları ve ATAM İstanbul Arabuluculuk Kuralları esas alınarak Türk hukukuna uyarlanmıştır. Arabuluculuğun genel işleyişi için arabuluculuk rehberi ayrıca okunabilir.
Karar Aşamasında Gereken Bilgiler ve Zamanlama
Arabuluculuğa başvurup başvurmama kararı iki sorunun yanıtlanmasını gerektirir: uyuşmazlık arabuluculuğa elverişli midir ve taraf bu aşamada müzakereye hazır mıdır. Dava şartı arabuluculukta ilk soru kanunla çözülmüştür; ilgili usul kanunları hangi uyuşmazlık türlerinin dava açılmadan önce arabulucuya götürüleceğini belirler ve taraf iradesi bu noktada devreye girmez. İhtiyari arabuluculukta ise karar tamamen taraflara aittir; bir ilkenin mahkeme kararıyla belirlenmesinin istendiği veya tarafın hiçbir ödün vermeye niyeti olmadığı uyuşmazlıklar arabuluculuğa daha az uygundur.
İkinci soru, tarafın veya vekilinin karar için yeterli bilgiye sahip olup olmadığıdır. Aranan bilgiler şunlardır: talebin veya savunmanın dayandığı olgular ve deliller; mahkeme yoluyla elde edilebilecek hukuki sonucun, kazanılabilir olsa dahi, gerçekte ihtiyaç duyulanı karşılayıp karşılamadığı; sürecin maliyet ve zaman açısından etkinliği; uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari, mesleki veya kişisel ilişkinin geleceğine etkisi. Bu bilgiler netleşmeden verilen başvuru kararı, toplantı gününde telafisi güç bir zamana mal olabilir.
Zamanlama ayrı bir değerlendirme konusudur. Uyuşmazlık taraflarca yeterince tanınmadan yapılan erken başvuru, tarafların pozisyonlarını netleştirmeden masaya oturmasına yol açarken; dava sürecinde giderler biriktikten ve taraflar arasındaki ilişki iyice bozulduktan sonra yapılan geç başvuru, arabuluculuğun sağlayabileceği maliyet ve zaman tasarrufunun büyük kısmını tüketir. İhtiyari süreçte taraf, belirli bir bilgiye (örneğin bilirkişi görüşüne) ulaştıktan hemen sonra başvurmayı değerlendirebilir; dava şartı süreçte ise başvuru zamanı kanunla belirlendiğinden, bu değerlendirme yalnızca sürece nasıl hazırlanılacağına ilişkindir.
Hedef Belirleme: İhtiyaç, İstek ve Menfaat Ayrımı
Hazırlığın ikinci adımı, toplantıdan ne beklendiğinin sistematik biçimde ortaya konmasıdır. Yalnızca talebin miktarı değil, ticari, mesleki ve varsa kişisel düzeydeki tüm beklentiler dikkate alınmalıdır. Önerilen yöntem, ulaşılmak istenen her hususun listelenip öncelik sırasına göre üç kategoriye ayrılmasıdır; aynı çalışma karşı tarafın listesi için tahmini olarak tekrarlanabilir. İki listedeki değer farkları, müzakerede karşılıklı ödün alanlarını gösterir.
- İhtiyaç duyulanlar: terk edilmesi hâlinde anlaşmanın anlamını yitireceği, olmazsa olmaz kabul edilen hususlar.
- İstenenler: önemli olmakla birlikte müzakerede başka bir kazanımla değiştirilebilecek hususlar.
- Olsa iyi olacaklar: anlaşmanın değerini artıran ama yokluğu anlaşmayı engellemeyecek hususlar.
Bu çalışmanın arkasında pozisyon ile menfaat arasındaki ayrım yer alır. Pozisyon, tarafın masaya getirdiği somut talebi (örneğin belirli bir tutarın ödenmesini) ifade ederken; menfaat, bu talebin arkasındaki gerçek ihtiyacı (nakit akışının korunması, itibarın zedelenmemesi veya ticari ilişkinin sürdürülmesi gibi) gösterir. Yalnızca hukuki haklara odaklanan bir yaklaşım, dava yalnızca bir referans çerçevesi olarak kalması gerekirken müzakerenin tamamını dava riskine indirger; menfaatlere odaklanan yaklaşım ise hukuki hakların ötesinde, davanın sağlayamayacağı çözümlere de yer açar.
Görünüşte tek bir konudan, örneğin yalnızca bir alacağın ödenmesinden, ibaret uyuşmazlıklar bile müzakere amacıyla alt başlıklara bölünmelidir. Ödenecek tutarın yanında ödeme biçimi, ödeme süresi, erken ödeme indirimi, gecikme faizi, giderlerin paylaşımı ve anlaşmanın gizliliği ayrı ayrı değerlendirilebilir. Tek konu böylece birden çok alt başlığa dönüşür; taraflardan biri için önemsiz bir alt başlıktaki ödün, diğer taraf için değerli olabileceğinden bu bölme müzakereye esneklik kazandırır.
BATNA, WATNA ve Anlaşma Aralığının Belirlenmesi
Müzakereye hazırlığın merkezinde, anlaşma sağlanamazsa izlenecek yolun önceden değerlendirilmesi yer alır. Bunun için kullanılan iki temel kavram BATNA (Best Alternative to a Negotiated Agreement) ve WATNA'dır (Worst Alternative to a Negotiated Agreement): BATNA, arabuluculuk anlaşmayla sonuçlanmazsa tarafın başvurabileceği en olumlu seçeneği, genellikle dava açmayı veya icra takibi başlatmayı; WATNA ise aynı yolun taraf aleyhine en kötü biçimde sonuçlanmasını, davanın reddi ile yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücretinin yüklenilmesini ifade eder. Güçlü bir BATNA'ya sahip taraf müzakerede daha ısrarcı olabilirken, zayıf bir BATNA anlaşmaya yönelmeyi makul kılar.
Bu değerlendirmeden iki eşik değer çıkar: hedef noktası, tarafın ulaşmak istediği sonuçtur; direnç noktası ise altına inildiğinde müzakerenin taraf açısından anlamını yitirdiği son noktadır. İki tarafın direnç noktaları arasında kalan aralık, anlaşma aralığı (Potansiyel Anlaşma Alanı, ZOPA) olarak adlandırılır ve müzakere yalnızca bu aralıkta gerçekleşebilir; aralık yoksa veya taraflardan biri direnç noktasını gerçekçi biçimde belirlememişse müzakere tıkanır. Bu noktaların belirlenmesinde para dışı unsurlar da hesaba katılmalıdır: zamanın değeri, ilişkinin geleceği, itibar ve sürecin taraf üzerindeki etkisi bunlardandır.
Parasal içerikli uyuşmazlıklarda direnç noktası, karar ağacı analiziyle daha somut biçimde belirlenebilir. Bu yöntemde uyuşmazlığın olası sonuçlarına, gerçekleşme ihtimaline göre ağırlıklandırılmış bir değer (beklenen değer) atanır ve bu değer masadaki anlaşma teklifiyle karşılaştırılır. Aşağıdaki örnek, 100.000 TL alacak talep eden bir tarafın, karşı taraftan gelen 30.000 TL'lik teklifi değerlendirmesini gösterir; avukatın değerlendirmesine göre davanın kazanılma ihtimali %60, kaybedilme ihtimali %40'tır.
| Seçenek | Gerçekleşme ihtimali | Sonuç (TL) | Beklenen değere katkısı (TL) |
|---|---|---|---|
| Anlaşma teklifinin kabulü | %100 | 30.000 | 30.000 |
| Dava yolu — davanın kazanılması | %60 | 100.000 | 60.000 |
| Dava yolu — davanın kaybedilmesi | %40 | 0 | 0 |
Dava yolunun beklenen değeri, olası sonuçların ihtimalleriyle çarpılıp toplanmasıyla bulunur: (%60 × 100.000 TL) + (%40 × 0 TL) = 60.000 TL. Bu tutar, aynı davanın yüz kez görülmesi hâlinde ortalama olarak elde edilecek miktarı temsil eder ve masadaki 30.000 TL'lik teklifin yaklaşık iki katıdır; dolayısıyla örnekteki taraf için daha yüksek bir teklif istemek veya dava yoluna yönelmek matematiksel olarak daha tutarlıdır. Yargılama harç ve giderleri ile tahsil riski eklendiğinde hesap karmaşıklaşır; karar ağacı analizinin değeri, tarafı bu unsurları göz ardı etmekten alıkoymasındadır.
Belge ve Bilgi Hazırlığı
Arabuluculukta belge yükü, yargılamadakinden çok daha sınırlı tutulmalıdır. Arabulucunun amacı bir hükme varmak değil tarafları anlaşmaya yönlendirmek olduğundan, orta büyüklükteki bir uyuşmazlıkta dahi önüne konması gereken belge sayısı genellikle sınırlıdır. Öncelik, uyuşmazlığın arka planını anlamak için gerekli temel belgelerde ve tarafın kendi pozisyonunu desteklemek için dayanacağı doğrudan kanıtlarda olmalı; ikincil yazışmalar ve destekleyici materyaller yalnızca gerçekten belirleyici oldukları ölçüde eklenmelidir.

Davayı büyük ölçüde desteklemek için dayanılacak belgeler, toplantıdan önce karşı tarafla paylaşılmalıdır; toplantı sırasında ilk kez ortaya çıkan bir belge kabul yerine güvensizlik yaratır ve süreci geciktirir. Bilirkişi görüşüne dayanılan uyuşmazlıklarda da aynı kural geçerlidir; rapor uzun ise kısa bir özetin paylaşılması yeterli olabilir, ancak dayanılacak görüşün varlığından karşı tarafın haberdar edilmemesi kabul edilemez. Arabulucuya iletilen fakat karşı tarafla paylaşılması istenmeyen bilgiler, özel oturumda veya ayrıca gönderilen ve açıkça yalnız arabulucu içindir ibaresi taşıyan bir yazıyla iletilebilir.
Bu paylaşımın sonraki bir yargılamada aleyhe kullanılması endişesi genellikle yersizdir. HUAK m. 5 uyarınca arabuluculuk daveti, taraflarca ileri sürülen görüş ve teklifler, bir vakıanın kabulü ve yalnızca arabuluculuk için hazırlanan belgeler, sonraki bir hukuk davasında veya tahkimde delil olarak ileri sürülemez ve bunlar hakkında tanıklık yapılamaz. Aynı maddenin beşinci fıkrası ise hukuk davasında zaten ileri sürülebilecek nitelikteki bir delilin, sırf arabuluculukta da sunulmuş olması sebebiyle delil olmaktan çıkmayacağını açıkça belirtir; arabuluculuktan önce var olan bir sözleşme, fatura veya yazışma, paylaşıldığı için delil değerini kaybetmez.
Katılımcılar ve Temsil Yetkisi
Arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir; uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacak uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir (HUAK m. 15/6). İdarenin taraf olduğu uyuşmazlıklarda müzakereleri, üst yöneticinin belirlediği iki üye ile hukuk birimi amiri veya bir avukat ya da hukuk müşavirinden oluşan bir komisyon yürütür (m. 15/8). Katılımcı sayısı ölçülü tutulmalıdır; kalabalık bir ekip karşı tarafta uyuşmazlığın önemi konusunda yanlış bir izlenim uyandırabilir ve özel oturum odalarında lojistik güçlüğe yol açabilir.
Avukatın Özel Yetkisi
Avukat için arabuluculuk görüşmelerine katılma ve anlaşma belgesini imzalama, vekâletnamede ayrıca belirtilmesi gereken özel bir yetkidir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 74). Bu yetki verilmemişse avukat toplantıya katılabilir fakat anlaşma belgesini bizzat imzalayamaz; belgenin taraflar ve avukatların birlikte imzasıyla şerh aranmaksızın ilam niteliği kazanabilmesi de bu yetkinin varlığına bağlıdır. Taraf vekili ayrıca, müzakerede kabul edebileceği veya ödeyebileceği sınırları gösteren yazılı bir talimatı müvekkilinden önceden almalıdır (1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 53); bu talimat toplantı sırasında yetki belirsizliği yaşanmasını önler.
Tüzel Kişi Temsilcisi ve Karar Verici
Tüzel kişiyi temsil eden kişinin imza sirküleri ve gerekiyorsa ayrı bir yetki belgesiyle katılması, toplantı sonunda imzalanacak anlaşmanın geçerliliği bakımından önem taşır. Daha belirleyici olan husus, toplantıya fiilen anlaşma yetkisine sahip kişinin gelmesidir; yönetim kurulu onayına tabi bir anlaşma için yalnızca hukuk birimi temsilcisinin gönderilmesi, müzakerenin ilerleyen saatlerinde durmasına yol açar. Yetkinin sınırlı olduğu durumlarda bu sınır toplantı başlamadan önce arabulucuya bildirilmeli, sınırın hangi koşullarda genişletilebileceği önceden değerlendirilmelidir.
Pozisyon Beyanı ve Açılış Konuşması
Toplantıdan önce karşı tarafla ve arabulucuyla paylaşılan kısa bir pozisyon beyanı, arabuluculuk öncesi hazırlığın standart bir parçası hâline gelmiştir. Belgenin üç işlevi vardır: arabulucuyu ve karşı tarafı güncel konular ve taraf pozisyonu hakkında bilgilendirmek, bu pozisyonun dayanaklarını özetlemek ve anlaşmaya açık olunduğunu göstermek. Belge kısa tutulmalı; taraflar ve katılımcıların tanıtımı, uyuşmazlığın kısa geçmişi, talep ve dayanakları ile anlaşmaya açık olunan noktalar gibi başlıkları içermeli, ayrıntılı bir dava dilekçesinin tekrarı olmamalıdır.
Ortak açılış oturumunda taraf vekiline veya temsil edilmiyorsa doğrudan tarafa tanınan konuşma süresi, arabulucuya değil doğrudan karşı tarafa hitap etmek için kullanılmalıdır. Konuşma önceden hazırlanmalı ve mümkünse prova edilmeli; geçmişe ilişkin ayrıntılardan çok mevcut duruma ve olası çözüme odaklanılmalı, uyuşmazlığın taraf üzerindeki etkisi ölçülü bir dille anlatılmalı ve konuşmanın bir noktasında anlaşmaya açık olunduğu belirtilmelidir. Karşı tarafın açılış konuşması kesintiye uğratılmadan dinlenmeli; bu aşamada edinilen bilgiler genellikle müzakerenin ilerleyen saatlerinde yeniden değer kazanır.
Açılış konuşmasında ne aşırı uzlaşmacı ne de saldırgan bir üslup tercih edilmelidir; menfaatlerin meşru olduğu varsayımıyla karşı tarafa ihtiyaç ve bakış açısı açıklanmalı, karşı tarafın argümanı anlaşılmaya çalışıldığı belirtilmeli, ancak açık bir kabul veya uzlaşma işareti erken aşamada verilmemelidir. Bu denge, sonraki özel oturumlarda arabulucunun her iki tarafla ayrı ayrı çalışabileceği bir zemin hazırlar.
Müzakere Gününün Akışı
Arabuluculuk toplantısı, aksi kararlaştırılmadıkça belirli bir akış izler; bu akışın önceden bilinmesi katılımcıların günü doğru planlamasını sağlar. Toplantı mesai saatleri dışına taşabileceğinden, aynı gün için başka bir randevu planlanmaması ve destek ekibinin ulaşılabilir tutulması önerilir.
- 1
Ortak açılış oturumu
Arabulucu süreci ve kendi rolünü açıklar; taraf vekilleri kısa açılış konuşmaları yapar, ardından taraflar bizzat kısa beyanlarda bulunabilir.
- 2
Bilgi toplama
Arabulucu her iki tarafla ayrı ayrı görüşerek uyuşmazlığın ayrıntılarını, tarafların önceliklerini ve önceki teklifleri öğrenir.
- 3
Özel oturumlar
Taraflar kendi odalarında arabulucuyla görüşür; bu oturumların içeriği, taraf açıkça izin vermediği sürece karşı tarafla paylaşılmaz.
- 4
Teklif ve karşı teklif dizisi
Taraflar arabulucu aracılığıyla sırayla teklif ve karşı teklif sunar; her adımda öncekine kıyasla küçülen bir hareket beklenir.
- 5
Anlaşma veya erteleme
Süreç bir anlaşmayla, aşılamayan bir güçlükle veya ayrılan sürenin yetmemesi nedeniyle ileri bir tarihe ertelenmeyle sonlanır.
Gün ilerledikçe küçük konularda sağlanan ilerleme, tarafları anlaşmaya taşıyan bir ivme yaratır; buna karşılık anlaşmanın son ayrıntılarına gelindiğinde önemsiz görünen bir konu bile sürecin uzamasına yol açabilir. Arabulucunun bir tarafla görüştüğü sürede diğer tarafın beklemesi olağandır; bu bekleme süresinin müzakere pozisyonunu gözden geçirmek ve yeni bilgilere göre güncellemek için kullanılması verimlidir.
Çıkmaz Anında Üçüncü Seçenek ve Zor Taraflarla Müzakere
Çıkmazda Üçüncü Seçenek
Bitiş vaktinin yaklaşması veya yetki sınırına ulaşılması müzakerede yoğun bir baskı yaratır ve taraf kendini iki seçenek arasında sıkışmış hissedebilir: karşı tarafın son teklifini kabul etmek veya süreci terk edip dava yoluna yönelmek. Oysa üçüncü bir seçenek her zaman mevcuttur: teklifi ne kabul ne reddederek, gözden geçirilmiş yeni bir teklif hazırlamak. Bu seçenek gereksiz bir çıkmazı önler, müzakereyi sürdürür ve karşı tarafın kendi teklifini yeniden değerlendirmesi için zemin oluşturur; bitiş vaktine ne kadar yaklaşılırsa karşı taraf sunulan yeni teklifi o kadar ciddiye almak zorunda kalır.
Zor ve Agresif Karşı Taraflarla Müzakere
Sert, tartışmacı veya kışkırtıcı bir üslup benimseyen karşı tarafla karşılaşıldığında öz denetim belirleyicidir; aynı üslupla karşılık vermek müzakereyi daha başlamadan bitirme riski taşır. Amaç, ölçülü bir tutumla karşı tarafı gerçekçi bir müzakere düzeyine çekmektir: gerekirse arabulucudan, karşılıklı üslup ölçülü hâle gelene kadar taraflar arasında doğrudan görüşme başlatılmamasını istemek, bu süre boyunca da temel olgu ve belgelerin arabulucu aracılığıyla iletilmesine devam etmek etkili bir yöntemdir.
Müzakereci tutumları üzerine yapılan akademik çalışmalar, ölçülü ve işbirliğine açık bir üslup benimseyen müzakerecilerin, sürekli baskın ve uzlaşmaz bir tutum sergileyenlere kıyasla belirgin biçimde daha yüksek oranda sonuç aldığını göstermektedir; agresif üslup ancak karşı taraf ciddi ölçüde zayıf bir pozisyondaysa işe yarar, aksi hâlde karşı tarafı müzakere masasından uzaklaştırır. Bu bulgu, sert bir üslubun müzakerede üstünlük sağlayacağı yönündeki yaygın varsayımla çelişir ve ölçülü bir yaklaşımın tercih edilmesi için ayrı bir gerekçe oluşturur.
Anlaşma Yazımı ve Kapanış
Toplantı bir anlaşmayla sonuçlandığında, anlaşma tutanağının o gün içinde yazılıp imzalanması beklenir; arabulucu tereddüde yer bırakmamak için tarafların anlaşma metni imzalanmadan ayrılmasına genellikle izin vermez. Metin kesin, açık ve uygulanabilir olmalı; kimin, neyi, ne zaman ve hangi kesin sonuçla yapacağı belirtilmelidir. 'Makul bir süre içinde' veya 'uygun bir şekilde' gibi öznel ölçütler belgenin sonradan icraya konulmasını güçleştirir; aranan ölçüt, cebri icraya elverişli açık bir edimin varlığıdır (bkz. HMK m. 297/2).
Zorunlu Unsurlar
- Ödeme: kimin, kime, ne kadar ödeyeceği ve tutarın brüt mü net mi olduğu.
- Ödeme biçimi ve süresi: tek seferde veya taksitle ödeme, vade tarihleri, gecikme hâlinde faiz.
- Giderler: yargılama ve arabuluculuk giderlerinin nasıl paylaşılacağı.
- Gizlilik: anlaşma içeriğinin üçüncü kişilerle paylaşılıp paylaşılamayacağı.
- İmza yetkisi: belgeyi kimin hangi sıfatla imzalayacağı.
Taraflar, avukatları ve arabulucunun (ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun) birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, ayrıca bir şerh aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır (HUAK m. 18/4); avukat imzası yoksa aynı sonuç, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden alınacak icra edilebilirlik şerhiyle sağlanır. Anlaşılan hususlar hakkında ayrıca dava açılamaz (m. 18/5); bu nedenle belgenin kapsamı dışında bırakılan alacaklar için tarafın hakkı saklı kalırken, kapsama alınan her husus artık belgenin kendisine tabi olur. Giderlerin hesabında, anlaşma hâlinde arabulucu ücretinin en az 9.000 TL, ticari uyuşmazlıklarda 13.000 TL olacağı da dikkate alınmalıdır (2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi); dava şartı arabuluculukta arabulucu taraflardan ayrıca masraf isteyemez (Tarife m. 2/4).
Anlaşmaya varılamazsa arabulucu süreci sona erdirip son tutanağı düzenler; dava şartı arabuluculukta bu tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunludur, eklenmemesi hâlinde mahkeme bir haftalık kesin süre verir ve süre içinde tamamlanmazsa dava usulden reddedilir. İhtiyari süreçte arabulucu, süreci resmî olarak sona erdirmeden önce tarafların ileri bir tarihte veya gayriresmî temaslarla müzakereyi sürdürmek isteyip istemediğini sorabilir; bu durumda arabuluculuğun hangi koşullarda ve ne süreyle devam edeceği açıkça kayda geçirilmelidir.
Türk Hukukuna Uyarlama Notları
Hazırlık ve müzakere yöntemi büyük ölçüde karşılaştırmalı uygulamadan yararlansa da uygulanacak hukuki çerçeve Türk hukukudur ve bazı noktalarda belirgin farklılıklar taşır. Gizlilik bunlardan ilkidir: taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, edindiği bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür; taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler de aynı yükümlülüğe tabidir (HUAK m. 4). Gizliliğin ihlali şikâyete bağlı olarak altı aya kadar hapis cezasını gerektirir (m. 33).
Bu sınırlamanın önemli bir istisnası vardır: hukuk davasında veya tahkimde zaten ileri sürülebilecek bir delil, sırf arabuluculukta da sunulmuş olması sebebiyle delil olmaktan çıkmaz (m. 5/5). Karşılaştırmalı uygulamada rastlanan bir unsur ise Türk hukukunda yer almaz: arabuluculuk teklifini makul bir sebep göstermeden reddeden tarafa bu sebeple yargılama gideri yükleyen bir içtihat rejimi Türkiye'de yoktur. Türk hukukunda giderlere ilişkin yaptırım yalnızca dava şartı arabuluculukta ve yalnızca ilk toplantıya mazeretsiz katılmama hâli için öngörülmüştür: katılmayan taraf davada haklı çıksa dahi karşı tarafın giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve karşı taraf lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (HUAK m. 18/A-11, 7531 sayılı Kanun ile 14 Kasım 2024 tarihinden itibaren yürürlükte); ihtiyari arabuluculukta böyle bir yaptırım hiç uygulanmaz.
Süreler de hazırlığın zamanlamasını doğrudan etkiler. Dava şartı arabuluculukta arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (HUAK m. 18/A-9). Ticari uyuşmazlıklarda (TTK m. 5/A) süre altı hafta ve en fazla iki haftalık uzatımla işler. İhtiyari arabuluculukta böyle bir kanuni süre yoktur; süreç taraflarla arabulucu arasında serbestçe kararlaştırılır, bu da hazırlık için daha geniş zaman tanır ama sürecin belirsiz biçimde uzamasını önlemek için bir takvim üzerinde önceden anlaşılmasını gerektirir.
ATAM İstanbul'da Hazırlık Desteği
Bağımsız bir tahkim ve arabuluculuk merkezi olarak ATAM İstanbul, taraf ve vekillerin hazırlık aşamasında yararlanabileceği üç imkân sunar. Randevu sayfasından talep edilen otuz dakikalık ücretsiz ön görüşmede, uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişliliği, süreler ve katılımcı-yetki konuları birlikte değerlendirilir. Başvuru çevrimiçi sihirbaz üzerinden oluşturulur ve sekreterya karşı tarafı davet eder; hukuki temsile ihtiyaç duyan taraflar için çözüm ortağı programı kapsamındaki avukatlara yönlendirme yapılabilir.
İhtiyari başvuruda ATAM İstanbul Arabuluculuk Kuralları m. 4/4 uyarınca ücret avansı yatırılır; ticari uyuşmazlıklarda 5.000 TL, diğer uyuşmazlık türlerinde 3.500 TL'dir. Avans, süreç sonunda hesaplanan arabulucu ücretine mahsup edilir ve iade edilmez; masraf kaleminden kullanılmayan kısım ise iade edilir. Kuralların 10. maddesi arabuluculuk dilini Türkçe olarak belirler, yabancılık unsuru taşıyan dosyalarda taraflar yazılı olarak İngilizceyi tercih edebilir; 11. madde toplantıların fiziki, çevrimiçi veya hibrit biçimde yürütülebileceğini düzenler ve katılımcıların farklı yerlerden hazır bulunmasına imkân tanır.
Taraflar arabuluculuğun anlaşmayla sonuçlanmaması hâlinde sürecin tahkime taşınmasını önceden planlıyorsa Med-Arb süreci tercih edilebilir; bu modelde ATAM İstanbul Med-Arb Kuralları m. 5/1 uyarınca arabulucunun aynı uyuşmazlıkta hakem olarak görev alması, tarafların bu yönde yazılı onay vermesine bağlıdır. Onay verilmezse arabuluculuk ve tahkim aşamaları farklı kişilerce yürütülür; bu tercih de hazırlık aşamasında katılımcı ve yetki konularıyla birlikte netleştirilmelidir.
Nihai Hazırlık İçin Kontrol Listesi
Aşağıdaki liste, bu yazıda ele alınan adımları toplantı öncesi son bir denetim olarak birleştirir. Toplantıya katılmamanın sonuçları ve anlaşma belgesi ile icra edilebilirlik şerhi yazıları, sırasıyla katılım ve kapanış aşamalarını ayrıntılandırır.
- Dosya incelendi; talebi veya savunmayı destekleyen deliller, tanıklar ve belgeler belirlendi.
- Talep edilen veya reddedilen tutarların her biri gerekçelendirildi; varsa faiz hesaplaması hazırlandı.
- Uyuşmazlığın güçlü ve zayıf yönleri, karşı tarafın güçlü ve zayıf yönleriyle birlikte listelendi.
- BATNA ve WATNA belirlendi; parasal içerikli uyuşmazlıklarda karar ağacı analizi tamamlandı.
- İhtiyaç, istek ve olsa iyi olur kategorilerine göre öncelikli bir hedef listesi çıkarıldı.
- Dayanılacak temel belgeler toplantıdan önce karşı tarafla paylaşıldı; gizli belgeler ayrıca işaretlendi.
- Toplantıya katılacak kişiler ve statüleri belirlendi; anlaşma yetkisine sahip karar verici katılımcılar arasında yer alıyor.
- Avukatın arabuluculuğa katılma ve anlaşma belgesini imzalama özel yetkisi vekâletnamede yer alıyor (HMK m. 74).
- Müzakere sınırlarını gösteren yazılı talimat müvekkilden alındı (Avukatlık Kanunu m. 53).
- Pozisyon beyanı hazırlandı ve makul bir süre önce karşı tarafla paylaşıldı.
- Açılış konuşmasının içeriği belirlendi ve mümkünse prova edildi.
- O güne kadarki giderler ve görüşmelerin sonuna kadar öngörülen giderler hesaplandı.
- Anlaşma tutanağının olası taslağı ve zorunlu unsurları (ödeme, süre, gizlilik, imza yetkisi) önceden değerlendirildi.
- Toplantı günü gereken araçlar (hesap makinesi, iletişim bilgileri, pozisyon beyanı, belgeler) bir arada hazırlandı.
- Toplantının uzun sürebileceği dikkate alınarak aynı gün için başka randevu planlanmadı, destek ekibi ulaşılabilir bırakıldı.

